Sizi gidi kraldan fazla kralcılar sizi...
ERDAL GÜVEN
Başbakan'ı protesto edenler için demediklerini bırakmayanlar, dün mahcup olmuşlar mıdır acaba?
Erdoğan’ın önceki gece Türk Telekom Arena’nın açılışında kendisini protesto edenler için dün söylediklerini duydunuz mu? Ne yalan söyleyeyim, icraatını da söylemini de defalarca eleştirmiş biri olarak ben epey ‘yumuşak’, daha doğrusu normal buldum Erdoğan’ın sözlerini.
Televizyonlarının karşısına geçen onca insan Başbakan’ın kim bilir ‘neler neler söyleyeceğini’ merak ediyordu muhtemelen. ‘Ananı da al git’ten ‘Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar için’e varan bir ‘söylem zenginliği’ bulunan Erdoğan acaba bu kez ne diyecekti?
Her şey milyonların gözü önünde, canlı yayında yaşanmıştı. Başbakan düpedüz hedef alınarak ıslıklanıp yuhalanmıştı. O derece ki çareyi stadı terk etmekte bulmuştu. Ve nihayet, gerçekleşmesinde kendisine epey pay biçtiği bir projenin hayata geçtiği gün olmuştu tüm bunlar.
Üstelik silme AKP’lilerden oluşan, coşmaya, coşturmaya hazır bir kitle önündeydi Başbakan, İstanbul’da; hem de olay tüm sıcaklığını korurken. Öfkeyi belagat bellemiş bir siyasetçi için tam yeri ve zamanıydı anlayacağınız.
‘Hayal kırıklığı’
Gelgelelim benim gibi nice insanı ‘hayal kırıklığı’na uğrattı Başbakan. ‘Sadece ve sadece’ şunları söyledi çünkü: “Dün akşam (Türk Telekom Arena’nın) açılışını yaptık. Tüm oradaki olumsuzluk sahiplerinindir. Galatasaray camiasını bundan tenzih ederim. İnanıyorum ki Galatasaray camiası da bu yapılanlardan rahatsız olmuştur. Bizim de üzüntümüz budur. Böyle bir yatırımın karşılığı bu olmamalıydı diye düşünüyorum.”
Evet, Erdoğan’ın önceki gece başından geçenler için kullandığı en ağır söz ‘olumsuzluk’ oldu dün. Erdoğan’ın ‘belagat sicili’ tek bir vakayla silinemeyecek kadar kabarık. Son yaklaşımının, ‘münferit’ bir tepki mi yoksa bir olgunlaşma belirtisi mi olduğunu zaman gösterecek. Hiçbir garantisi yok. Doğrusu pek umut da yok.
Ne zaman?
Ama benim asıl merak ettiğim şu: Acaba dün Erdoğan’ı dinleyince, önceki gece olup bitenlerden ötürü protestocu taraftarlar için demediklerini bırakmayanlar bir nebze mahcup olmuş mudur? Erdoğan’ın moral bozukluğunu gidermek için neredeyse demeç yarışına girenler nasıl açığa düştüklerini görmüşler midir? Protestocuların, ne taraftarlığını, ne Galatasaraylılığını ve hatta ne de insanlığını bırakanlar, yetinmeyip taraftarlar arasında ‘cadı avı’ başlatanlar fazla ileri gittiklerini düşünmüşler midir?
Bakanlar, bürokratlar, idareciler, yazar çizer takımı… Ne zaman öğreneceksiniz, hakaret, nefret söylemi, şiddet içermediği sürece her türlü protestonun bir demokratik hak olduğunu; yerine ve zamanına asla ve asla sizin karar veremeyeceğinizi...
Demokrasilerde ‘ayıp’ gibi, ‘vefasızlık’ gibi, ‘saygısızlık’ gibi ölçütler bulunmadığını…
‘Nankörlük’ kavramının biat toplumlarında kaldığını, yurttaşa değil tebaaya özgü olduğunu, demokrasilerde yeri olmadığını…
Sizin kuşku düşürmeye çalıştığınız ‘organize’ olma, ‘örgütlü’ olma durumunun ima ettiğiniz gibi ‘illegal’ değil yasal ve meşru bir demokratik faaliyet olduğunu… Hele hele şu bilişim çağında.
Bakın biraz etrafınıza, dünyada olup bitenlere: Protesto yoksa, muhalefet yoksa demokrasi de yok. Demokrasi, muhalefet için, protesto için var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder